Son 25 yılda Türk savunma sanayii yalnızca yeni platformlar geliştirmedi; tasarım, üretim ve ihracat kabiliyetini de önemli ölçüde genişletti. MİLGEM’den KAAN’a, ANKA’dan Çelik Kubbe’ye uzanan süreç, Türkiye’nin savunma ekosistemindeki dönüşümün kilometre taşlarını oluşturdu.
2001 ile 2026 arasındaki dönem, Türk savunma sanayii açısından yalnızca yeni ürünlerin ortaya çıktığı bir süreç olmadı. Bu çeyrek yüzyılda değişen asıl unsur, tedarik modeli, mühendislik altyapısı ve yerli üretim yaklaşımı oldu.
2000’li yılların başında ihtiyaç duyduğu birçok savunma sistemini yurt dışından temin eden Türkiye, bugün savaş uçağından hava savunma füzesine, savaş gemisinden insansız sistemlere kadar geniş bir yelpazede yerli çözümler geliştiriyor.
Bu dosya, 2001-2026 döneminde savunma sanayiinin yönünü değiştiren 18 kritik programı ve bu dönüşümün altı temel evresini özetliyor.
2001–2005: Yerlileştirmenin Temeli Atıldı
Bu dönemde ön plana çıkan gelişme yeni bir platformdan çok, savunma tedarik sisteminin yeniden yapılandırılması oldu.
- Proje yönetim modeli güçlendirildi.
- Ana yüklenici–alt yüklenici yapısı kurumsallaştı.
- Yerli mühendislik altyapısının temelleri oluşturuldu.
Bu süreç, sonraki yıllarda başlayacak büyük milli projelerin zeminini hazırladı.
2006–2010: Milli Platformlar Sahneye Çıktı
Türkiye bu dönemde hazır sistem satın almak yerine kendi platformlarını tasarlama stratejisini hızlandırdı.
Öne çıkan projeler:
- ANKA
- ALTAY
- MİLGEM
- SOM
Bu programlar, Türkiye’nin milli savunma platformlarının ilk büyük adımları oldu.
2011–2015: Prototipten Operasyona
Bu yıllar, geliştirilen sistemlerin sahaya inmeye başladığı dönem olarak öne çıktı.
Önemli gelişmeler:
- hizmete girdi.
- ilk teslimatlarını gerçekleştirdi.
- envantere katıldı.
- Hava Kuvvetlerinde kullanılmaya başlandı.
Milli platformlar ilk kez operasyonel görevlerde kullanılabilir hâle geldi.
2016–2020: Sahadaki Tecrübe Yeni İhtiyaçları Gösterdi
Bu dönem, geliştirilen sistemlerin gerçek harekât ortamlarında test edildiği yıllar oldu.
Aynı zamanda:
- ihracat izinleri,
- motor tedariki,
- dışa bağımlılık
gibi alanlarda yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı.
Öne çıkan gelişmeler:
- ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
- TS1400 milli turboşaft motoru teslim edildi.
2021–2023: Yeni Nesil Platformlara Geçiş
Türk savunma sanayii bu dönemde jet ve yeni nesil hava platformlarında önemli eşikleri geçti.
Dönemin öne çıkan projeleri:
- KIZILELMA (2022),
- HÜRJET (2023)
- GÖKBEY’in milli motorla uçuşu (2023)
- TCG Anadolu hizmete girdi (2023)
- TCG İstanbul denize açıldı (2023)
- TAYFUN ilk test atışını yaptı (2022)
2024–2026: Beşinci Nesil Dönemi
Son evrede odak noktası, entegre savunma mimarisi ve büyük ölçekli ihracat oldu.
Öne çıkan gelişmeler:
- ilk uçuşunu yaptı.
- gemiden kalkış ve iniş gerçekleştirdi.
- teslimat sürecine girdi.
- Çelik Kubbe hava savunma mimarisi oluşturuldu.
- KAAN’ın Endonezya’ya 48 uçaklık ihracatı imzalandı.
25 Yılın Ortaya Koyduğu Tablo
Son 25 yılda öne çıkan projeler yalnızca yeni platformların geliştirilmesini değil; tasarım, üretim, entegrasyon ve ihracat kabiliyetlerinin aynı ekosistem içinde büyümesini de ortaya koydu.
Bugün Türkiye; savaş uçakları, insansız sistemler, füze teknolojileri, savaş gemileri, zırhlı araçlar ve hava savunma çözümleri geliştiren geniş bir savunma sanayii altyapısına sahip. Motor teknolojileri ise önümüzdeki dönemin en kritik çalışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
Bu dönüşümün merkezinde yer alan 18 kritik program, 2001-2026 döneminin savunma sanayii haritasını şekillendiren temel kilometre taşları olarak öne çıkıyor.
