Türk savunma sanayisi, 2026 yılında yeni bir döneme giriyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen HÜRKUŞ, HÜRJET ve ANKA III projeleri bu yıl tasarım, seri üretim ve teslimat süreçlerinde kritik aşamalara ulaşmaya hazırlanıyor.
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu’nun açıklamasına göre, savunma ve havacılık alanında elde edilen başarılar, 2025’te yakalanan rekor ihracatlar sayesinde güç kazandı. Bu gelişmelerin bugün getirisi olarak; milli jet eğitimi uçağı HÜRJET, temel eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRKUŞ, ve ileri teknoloji insansız hava aracı ANKA III projelerinin 2026 planları hızla ilerliyor.

2026’da Öncelik Seri Üretim ve Teslimat
Demiroğlu, 2025’te elde edilen başarıların sürdürülmesi için artık seri üretim ve teslimat süreçlerine odaklanacaklarını belirtti. Buna göre:
- HÜRKUŞ için yıl içinde teslimatların başlaması ve adet artışı hedefleniyor.
- HÜRJET’in ilk teslimat konfigürasyonunun uçuşu 2026’nın ilk yarısında planlanıyor.
- ANKA III’ün, 2026 sonunda uçuşa geçmesi ve ilk teslimatlara hazırlık yapılması bekleniyor.
Bu adımlar, Türkiye’nin yerli savunma projelerini hem iç pazarda güçlendirmeyi hem de uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Savunma Sanayisinde Küresel Rekabet
Türk savunma sanayii, sadece yerli üretimle sınırlı kalmayıp uluslararası pazarlarda da dikkat çekiyor. Özellikle HÜRJET’in İspanya gibi NATO üyesi ülkelere satış başarısı, sektörün küresel rekabette söz sahibi olduğunun göstergesi olarak yorumlanıyor.
Ayrıca gelişmiş insansız hava aracı ANKA III, manned-unmanned teaming (insansız ve insanlı uçak entegrasyonu) kabiliyetleri ile fark yaratma potansiyeline sahip. Bu teknoloji, mürettebatlı uçaklarla birlikte operasyon yürütme kapasitesi sunarak savunma stratejilerinde yeni bir çığır açıyor.

Hedef: Daha Fazla İhracat ve Operasyonel Kabiliyet
2026 yılı için planlanan teslimatlar ve seri üretim odaklı yaklaşım, savunma sanayisinin yurt içi ihtiyacı karşılarken aynı zamanda ihracat hacmini artırmayı da amaçlıyor. Bu strateji, Türkiye’nin savunma alanındaki küresel konumunu güçlendirecek önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.





