3 Şubat Salı 2026

Tom Barrack’tan F-35 Mesajı: Türkiye Yeniden Masada

spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan Lockheed Martin F-35 Lightning II savaş uçaklarına dönüş süreci için ilk kez net bir takvim verdi. Barrack, Türkiye ile ABD arasında yaklaşık on yıldır masada bulunan kritik savunma ve güvenlik başlıklarının büyük bölümünün çözüme yaklaştığını belirterek, “F-35 meselesi önümüzdeki 4 ila 6 ay içinde netleşebilir” ifadelerini kullandı.

Barrack’ın açıklamaları, Ankara–Washington hattında son dönemde hızlanan diplomatik trafiğin bir sonucu olarak ortaya çıkarken, Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi ihtimalinin artık güçlü bir ihtimal olduğu görülüyor.

Beyaz Saray Teması Sonrası Yeni Dönem

ABD’li diplomat, Donald Trump ile Recep Tayyip Erdoğan arasında Beyaz Saray’da gerçekleştirilen görüşmenin ardından ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını söyledi.

Barrack, iki liderin yaklaşık on yıldır çözülemeyen altı ana başlığı ele aldığını, bunların çoğunda mutabakat sağlandığını belirtti. Özellikle S-400 kaynaklı teknik ve hukuki pürüzlerin aşılması yönünde ilerleme kaydedildiğini, “işlevsellik sorununun büyük ölçüde çözüldüğünü, mülkiyet konusunun ise hâlâ müzakere edildiğini” vurguladı.

Bu değerlendirme, Türkiye’nin programdan çıkarıldığı 2019 sonrası en olumlu ABD açıklamalarından biri olarak kayıtlara geçti.

F-35’ler Neden Önemli?

F-35 meselesi yalnızca bir savaş uçağı alımından ibaret değil.

Bu mesele:

  • NATO içindeki askeri entegrasyon,
  • Ortak üretim ve tedarik zinciri,
  • Türk savunma sanayi şirketlerinin küresel projelere katılımı,
  • Hava kuvvetlerinin caydırıcılık kapasitesi

açısından doğrudan belirleyici bir rol oynuyor.

Türkiye, programın ilk ortaklarından biri olarak milyarlarca dolarlık yatırım yapmış ve çok sayıda parçanın üretiminde yer almıştı. Olası geri dönüş, hem ekonomik hem de askeri açıdan ciddi kazanımlar anlamına geliyor.

Ankara’nın Elini Güçlendiren Faktör

Son yıllarda Türkiye’nin savunma sanayiinde attığı yerli ve millî adımlar, masadaki dengeleri değiştirmiş durumda.

İHA-SİHA teknolojilerinden mühimmat üretimine, hava savunma sistemlerinden deniz platformlarına kadar geniş bir alanda sağlanan yerlilik oranı, Türkiye’yi artık “alıcı ülke” konumundan çıkarıp “satıcı ülke” haline getirdi.

Bu tablo, Washington açısından da Türkiye’yi vazgeçilmez bir müttefik olmaya doğru itiyor. NATO’nun güney kanadındaki en büyük askeri kapasiteye sahip ülkelerden biri olan Türkiye’nin sistem dışında kalması, ABD için de sürdürülebilir görülmüyor.

Yazarın Değerlendirmesi

Tom Barrack’ın verdiği 4–6 aylık takvim, diplomatik bir temenniden çok, sahada yürüyen teknik ve siyasi görüşmelerin belli bir olgunluğa ulaştığını gösteriyor.

Ankara artık savunma alanında kendi alternatiflerini üretmiş bir konumda. Bu nedenle masaya eskisinden çok daha güçlü oturuyor. ABD’nin tavır değişikliği de tam olarak bu güç dengesi değişikliğinden kaynaklanıyor.

Önümüzdeki süreçte F-35 dosyasının kapanması, Türkiye–ABD ilişkilerinde uzun süredir beklenen normalleşmenin sembolü olabilir.

Görünen o ki 2026’nın ilk yarısı, Türk hava kuvvetleri ve bölgesel dengeler açısından kritik bir dönemeç olacak.

En Son Haberler
- Reklam -spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
- Reklam -spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
- Reklam -spot_imgspot_imgspot_imgspot_img