ABD, Orta Doğu’da askeri varlığını üst seviyeye taşıma kararı aldı. Washington yönetimi, ABD Donanması’nın şimdiye kadar inşa ettiği en büyük ve en gelişmiş uçak gemisini bölgeye gönderiyor.
Pentagon’a yakın askeri kaynaklara göre, Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi hattında caydırıcılığını artırmak amacıyla USS Gerald R. Ford uçak gemisi görev grubunun Orta Doğu’ya intikali planlandı. Nükleer tahrikli bu dev platform, tek başına bir ülkenin hava kuvvetine denk ateş gücüne sahip.
ABD, bu sevkiyatla İran ve müttefikleri başta olmak üzere tüm aktörlere gözdağı vermeyi amaçlıyor.
TEK BAŞINA HAVA ÜSSÜ: USS GERALD R. FORD
USS Gerald R. Ford, yalnızca bir uçak gemisi değil; deniz üzerinde yüzen bir savaş üssü olarak tanımlanıyor. ABD Donanması’nın yeni nesil amiral gemisi, sahip olduğu teknolojilerle önceki tüm uçak gemilerini geride bırakıyor.
Öne Çıkan Teknik Özellikler
- Deplasman: 100.000 tonun üzerinde
- Uzunluk: 337 metre
- Tahrik: Çift nükleer reaktör (25 yıl yakıt ikmali gerektirmiyor)
- Mürettebat: 4.500 personel
- Hava Gücü: 75–90 savaş uçağı ve helikopter
Geminin en önemli farkı, klasik buharlı sistemlerin yerine kullanılan EMALS (Elektromanyetik Uçak Fırlatma Sistemi). Bu sistem sayesinde daha fazla sortinin, daha kısa sürede ve daha az arıza riskiyle yapılması mümkün hale geliyor.
5. NESİL SAVAŞ UÇAKLARIYLA DONATILDI
USS Gerald R. Ford’un güvertesinde ABD’nin en modern hava unsurları görev yapıyor:
- F-35C Lightning II (5. nesil hayalet savaş uçağı)
- F/A-18 Super Hornet
- EA-18G Growler (elektronik harp)
- E-2D Advanced Hawkeye (erken ihbar ve komuta kontrol)
Bu kapasite, gemiyi yalnızca savunma değil, ilk darbeyi vurma kabiliyetine de sahip bir platform haline getiriyor.

DENGELER DEĞİŞEBİLİR
Askeri analistlere göre ABD’nin dünyanın en büyük uçak gemisini Orta Doğu’ya göndermesi, sahadaki dengeleri doğrudan etkileyecek bir adım. Bu sevkiyat, ABD’nin gerekirse hava ve denizden eş zamanlı geniş çaplı operasyon yürütebileceğini gösteriyor.
USS Gerald R. Ford’un bölgeye ulaşmasıyla birlikte, Orta Doğu’da askeri tansiyonun daha da yükselebileceği değerlendiriliyor.






