Britanya, Rus denizaltılarına karşı koymak ve kritik deniz altı kabloları ile boru hatlarını korumak için Atlantic Bastion programına 1,5 milyar sterlin yatırım yapacağını açıkladı.
Aralık 2025’te başlatılan Atlantic Bastion, İngiltere Savunma Bakanlığının 2026 Savunma Yatırım Planı’nın merkezi unsurlarından biri. Program, Britanya’nın etrafındaki ve NATO’nun kuzeyden gelen deniz yaklaşımlarındaki artan Rus denizaltı aktivitesine yanıt olarak sunuluyor. İngiltere Savunma İstihbaratı, Rusya’nın kritik deniz altı kabloları ve hatlarını hedef almak için filosunu modernleştirdiğini değerlendiriyor.
Programın merkezinde, en az 13 adet Type 26 denizaltı savunma harbi fırkateyninden oluşan Birleşik Krallık-Norveç gücü yer alacak. Bu gemiler hızlı yükseltmeler için görev bahçeleri olarak kullanılacak ve insansız yüzey ile su altı platformlarıyla birlikte çalışacak.
Yapay zekâ, akustik algılama sistemlerini destekleyecek ve ağ boyunca toplanan verileri işleyecek. Bu sistemler, Britanya’nın Dijital Hedefleme Ağı’na bağlanarak Birleşik Krallık ve müttefik güçler arasında hedefleme ve operasyonel kararları hızlandıracak.
Hükümet, kritik deniz altı altyapısını korumak için ayrı olarak dört yıl boyunca 330 milyon sterlin ayırdı. Bu yatırım, RFA Proteus’un kapasitelerini artırmayı ve deniz altı kablosu koruması için ticari ortaklıklar aramayı kapsıyor.
Atlantic Bastion ayrıca 60 milyon sterlinlik Project Proteus’tan da yararlanacak. Bu proje kapsamında, Yeovil’de Leonardo tarafından tasarlanan ve inşa edilen tam boyutlu otonom bir helikopter geliştirildi. Söz konusu uçak, denizaltı savunma harbi, deniz püskürtme ve lojistik görevlerinde insanlı platformlarla birlikte kullanılmak üzere tasarlandı.
2030-2035 döneminde hükümetin, nükleer caydırıcılığı korumak, ülkeyi savunmak ve NATO’nun Atlantik’teki güvenliğini sağlamak amacıyla en az 32 milyar sterlinlik yeni deniz yatırımı yapması planlanıyor. Atlantic Bastion, Faslane, Devonport ve Portsmouth üslerinden faaliyet gösterecek.
Önemli Not
İngiltere Savunma Bakanlığı, harcama rakamlarının gösterge niteliğinde olduğunu ve bağlayıcı taahhütler oluşturmadığını belirtti. Programların hükümet onayları, maliyet uygunluğu, sözleşme kararları veya stratejik ortamdaki değişiklikler nedeniyle yeniden önceliklendirilebileceği, ertelenebileceği veya iptal edilebileceği kaydedildi.
