12 Ocak Pazartesi 2026

Pehlevi İran’a Geri Mi Dönüyor? Pehlevi Hanedanı Ve Amerika Detayı

spot_img
spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

İran’ı 1925 ile 1979 yılları arasında yöneten Pehlevi Hanedanı, modernleşme projeleri, Batı ile kurduğu yakın ilişkiler ve artan toplumsal tepkiler sonucunda 1979’daki İslam Devrimi ile iktidardan düşürüldü. Hanedanın yıkılışı, yalnızca bir monarşinin sona ermesi değil, aynı zamanda İran’ın dış politika ve iç yönetim anlayışında köklü bir kırılma olarak kayıtlara geçti.

Pehlevi Hanedanı’nın kurucusu Rıza Şah Pehlevi, 1925 yılında Kaçar Hanedanı’nı devirerek İran’da yeni bir monarşi kurdu. Rıza Şah, merkezi otoriteyi güçlendirmeyi, orduyu modernleştirmeyi ve ülkeyi Batı tarzı reformlarla dönüştürmeyi hedefledi. Ancak II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’ya yakın politikalar izlediği gerekçesiyle İngiltere ve Sovyetler Birliği’nin baskısı altında 1941 yılında tahttan çekilmek zorunda kaldı. Yerine oğlu Muhammed Rıza Şah geçti.

Muhammed Rıza Şah dönemi, Pehlevi Hanedanı’nın ABD ile ilişkilerinin en belirgin şekilde güçlendiği süreç oldu. Özellikle 1953 yılında Başbakan Muhammed Musaddık’ın petrol endüstrisini millileştirmesi sonrası yaşanan siyasi kriz, İran tarihinde kritik bir dönüm noktası olarak öne çıktı. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İngiliz istihbaratının desteklediği darbeyle Musaddık görevden uzaklaştırıldı, Şah yeniden mutlak güce kavuştu. Bu gelişme, İran kamuoyunda ABD’nin iç siyasete müdahalesine dair derin bir güvensizlik yarattı.

Muhammed Rıza Pehlevi

1950’li ve 1960’lı yıllarda İran, ABD’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiklerinden biri haline geldi. Şah yönetimi, büyük çaplı Amerikan silah alımları gerçekleştirdi; İran ordusu ABD’nin bölgedeki askeri stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıldı. Aynı dönemde “Beyaz Devrim” adı verilen reform programı kapsamında toprak reformu, kadınlara seçme ve seçilme hakkı gibi adımlar atıldı. Ancak bu reformlar, dini çevreler ve geleneksel kesimler tarafından Batı dayatması olarak görüldü.

Şah yönetiminin en çok eleştirilen yönlerinden biri, siyasi baskılar ve istihbarat teşkilatı SAVAK’ın uygulamaları oldu. Muhaliflerin tutuklanması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, toplumsal huzursuzluğu giderek artırdı. ABD ile kurulan yakın ilişkiler ise muhalefet tarafından “bağımlılık” olarak nitelendirildi.

1970’li yılların sonuna gelindiğinde ekonomik sorunlar, kitlesel protestolar ve dini lider Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin sürgünden yürüttüğü muhalefet, Şah rejimini ciddi biçimde sarstı. 1979 yılında Muhammed Rıza Şah ülkeyi terk etti, kısa süre sonra İslam Devrimi gerçekleşti ve monarşi resmen sona erdi.

Devrimin ardından Pehlevi ailesi ülke dışına çıktı. ABD ile yakınlığıyla bilinen Şah’ın ABD’de tedavi görmesi, Tahran’daki ABD Büyükelçiliği baskınına ve 444 gün süren rehine krizine giden süreci tetikledi. Bu gelişmeler, İran-ABD ilişkilerinde kalıcı bir kopuşun başlangıcı oldu.

Pehlevi Hanedanı’nın yıkılışı, İran’da Batı yanlısı monarşik düzenin sonu olarak değerlendirilirken, ABD ile kurulan yakın ilişkilerin iç politikada nasıl derin tepkiler doğurabileceğinin de çarpıcı bir örneği olarak tarihe geçti.

En Son Haberler
- Reklam -spot_imgspot_imgspot_imgspot_img
- Reklam -spot_imgspot_imgspot_imgspot_img