Türkiye’nin Somali’ye yönelik askeri varlığı son dönemde belirgin şekilde arttı. 17 Şubat 2026 tarihli sahadan gelen bilgilerde, yalnızca Eş-Şebab’la mücadele değil, daha geniş kapsamlı bir jeopolitik ve ekonomik stratejinin sahadaki yansımasının yaşandığını belirtiyor.
F-16’lar, Tanklar ve Savaş Gemileri Sahada
Ocak ayı sonunda Türkiye Somali’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırdı, ardından ülkede Türk tanklarının görüldüğü görüntüler paylaşıldı. Somali açıklarında petrol arama faaliyetleri için yola çıkan sondaj gemisi Çağrı Bey’e ise Türk savaş gemileri eşlik ediyor. Bu adımlar, Somali’deki askeri varlığın sadece küçük sevkiyatlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Resmî Gerekçe ve Bölgesel Okuma
Millî Savunma Bakanlığı resmi olarak yeni unsurların “Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacağı” ifadesini kullandı. Bununla birlikte uzmanlar, bu sevkiyatların arkasında sadece El-Şebab’ı hedefleyen operasyonel ihtiyaçlar değil, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki artan çıkar alanlarını korumaya yönelik mesajlar da var.
Bölgede Jeopolitik Rekabet
İngiltere merkezli düşünce kuruluşu RUSI’nin Afrika güvenliği uzmanı Dr. Burcu Özçelik, sevkiyatların El-Şebab’la mücadele sonrası bölgesel güç mücadelesi ile ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Dr. Özçelik’e göre hem Afrika Boynuzu’nda artan jeopolitik rekabet hem de İsrail’in Somaliland’i tanıma kararı bu askeri artışı tetikleyebilir.
Türkiye’nin Çıkarları ve Mesajı
Türkiye’nin Somali’de son yıllarda savunma iş birliği, altyapı yatırımları ve ticari/stratejik varlıklar üzerinden etki alanını genişlettiği ortada. Bu çerçevede, sahadaki ağır askeri varlık artışı “yatırımların korunacağına dair caydırıcı bir mesaj” şeklinde değerlendirilebilir. Türkiye’nin Somali’deki mevcudiyetini görünen o ki güçlü ve uzun vadeli olacak.
Türkiye-Somali Güvenlik İş Birliği
Türkiye ile Somali arasındaki güvenlik iş birliği uzun vadeli bir çerçeveye dayanıyor. 2017’de kurulan TURKSOM askeri üssü, Somali Silahlı Kuvvetleri için eğitim ve kapasitelenme sağlarken, son yıllarda yapılan anlaşmalar Türklerin bölgedeki güvenlik desteğini yoğunlaştırdı. F-16’ların yanı sıra Türkiye’nin daha önce insansız hava araçları, saldırı helikopterleri ve danışman askerî personel sevk etmiş olması, bu genişletilmiş stratejinin bir parçası…






