Savunma Sanayisinde 20 Yıllık Büyüme Rakamlarla Ortaya Kondu
Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü (SWP), Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünü ve özellikle Afrika pazarındaki faaliyetlerini ele alan kapsamlı bir analiz yayımladı. Raporda, Türkiye’nin savunma sanayisinin son yirmi yılda üretim kapasitesi, şirket sayısı ve proje çeşitliliği bakımından önemli ölçüde genişlediği belirtildi. 2002 yılında 56 olan savunma şirketi sayısının 2026 itibarıyla yaklaşık 4 bin 500 KOBİ’ye ulaştığı, aynı dönemde 62 olan proje sayısının ise 2024 itibarıyla 1.000’i aştığı aktarıldı.
Savunma Sanayii Başkanlığı verilerine dayandırılan değerlendirmede, devam eden ve ihale aşamasındaki projeler dâhil toplam proje hacminin yaklaşık 90 milyar dolar seviyesine çıktığı kaydedildi.
İhracat verileri de bu dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer aldı. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2024’te 7,15 milyar dolar seviyesindeyken 2025 yılında 10,05 milyar dolara yükseldi.
Yeni imzalanan savunma sözleşmelerinin değeri de aynı dönemde 10 milyar dolardan 17,8 milyar dolara çıktı. SWP, bu büyümenin Türkiye’yi yalnızca kendi ordusunun ihtiyaçlarını karşılayan bir üretici olmaktan çıkararak uluslararası pazarlarda daha geniş bir tedarik ağına sahip aktöre dönüştürdüğünü değerlendiriyor.
İHA İhracatı ve Afrika Pazarı Türkiye’nin Konumunu Güçlendiriyor
Raporda Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki ihracat başarısına özel bir bölüm ayrıldı. SWP’nin SIPRI verilerine dayandırdığı değerlendirmeye göre Türkiye’nin Sahra Altı Afrika’ya yönelik silah transferlerindeki payı 2019-2023 dönemindeki yüzde 6,3 seviyesinden 2021-2025 döneminde yüzde 11’e yükseldi.
Böylece Türkiye, bölgede Çin ve Rusya’nın ardından üçüncü büyük silah tedarikçisi konumuna geldi. İnsansız hava araçları, zırhlı kara araçları ve farklı askerî sistemler, Türkiye’nin Afrika pazarındaki faaliyetlerinin temel ürün gruplarını oluşturuyor.
Baykar ve TUSAŞ tarafından geliştirilen platformlar bu genişlemede önemli rol oynuyor. SWP analizinde, 2018-2023 döneminde Türkiye’nin küresel silahlı İHA satışlarının yüzde 65’ini gerçekleştirdiği belirtiliyor.
Bayraktar TB2’nin 36 ülkeye ihraç edilmesi de Türkiye’nin bu alandaki uluslararası erişimini gösteren örneklerden biri olarak sunuluyor. Afrika pazarında yalnızca ürün satışı değil; eğitim, bakım, mühimmat, teknoloji aktarımı ve yerel üretim ortaklıkları da giderek daha fazla önem kazanıyor.
Büyüyen Sektörde Üretim Kapasitesi ve İhracat Baskısı Öne Çıkıyor
SWP’nin değerlendirmesi, sektörün büyümesine ilişkin olumlu göstergelerin yanında bazı yapısal sorunlara da dikkat çekiyor. Türkiye’de savunma projelerinin ve üretici sayısının artması, iç pazarın bütün firmaların kapasitesini karşılayacak büyüklükte olmaması nedeniyle ihracatı daha önemli hâle getiriyor.
Rapora göre özellikle zırhlı araç sektöründe benzer ürünler geliştiren çok sayıda üreticinin bulunması rekabeti artırırken, büyük ana yüklenicilerin bazı alt sistemleri kendi bünyelerine alması küçük ve orta ölçekli tedarikçilerin dış pazarlara yönelmesini hızlandırıyor.
Diğer taraftan artan siparişler, şirketlerin seri üretim kapasitesi üzerinde baskı oluşturuyor. Motor, kritik elektronik bileşenler, mühimmat, nitelikli personel ve bakım altyapısı, büyüyen talebin karşılanmasında önemli başlıklar olarak sıralanıyor.
SWP, Türkiye’nin Avrupa ve Afrika pazarlarındaki etkinliğini artırırken ortak üretim, yerel bakım ve teknoloji transferi modellerine daha fazla yöneldiğini belirtiyor.
Analizin genel değerlendirmesine göre Türkiye’nin savunma sanayisindeki uluslararası konumunu sürdürebilmesi, yeni pazarlar kazanmasının yanı sıra üretim kapasitesini geliştirmesine ve ihracat süreçlerini daha güçlü bir yapıya kavuşturmasına bağlı olacak.
