Türkiye ile Somali arasındaki ilişki uzun süredir sessiz ama istikrarlı biçimde ilerliyordu. Son dönemde atılan adımlar ise bu hattın artık yalnızca eğitim ve kara güvenliğiyle sınırlı olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin Somali’ye F-16 savaş uçakları göndermesi ve Somali pilotlarının eğitim sürecini üstlenmesi, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinde yeni bir safhaya geçildiğini ortaya koyuyor.
Bu gelişme, tek başına bir askerî sevkiyat olarak okunamaz elbette. Aksine, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’na bakışının geldiği noktayı ve edindiği gücü okumamızı sağlıyor.
Somali’nin Hava Gücü Yeniden Kuruluyor
Somali, iç savaş yıllarında hava kuvvetlerini fiilen kaybetmiş ülkelerden biri. Uzun süre hava sahası güvenliği, yabancı unsurların ve sınırlı imkânların kontrolünde kaldı. Türkiye’nin verdiği pilot eğitimi ve teknik destekle birlikte Somali, ilk kez modern ve düzenli bir hava gücü inşa etme imkânına kavuşuyor.
Bu süreç, Mogadişu’daki TURKSOM Askerî Eğitim Merkezi’nde yıllardır sürdürülen kara unsuru eğitimlerinin doğal devamı niteliğinde. Türkiye, Somali ordusunu yalnızca sahada savaşan birlikler hâline getirmekle kalmıyor; hava, kara ve komuta-kontrol kabiliyeti olan bir devlet ordusu inşa etmeye odaklanıyor.

Afrika Boynuzu Neden Herkesin Radarında?
Somali’yi önemli kılan yalnızca iç güvenlik sorunları değil. Ülke, Afrika Boynuzu’nun tam merkezinde yer alıyor ve Aden Körfezi’nden Kızıldeniz’e uzanan deniz ticaret hattını kontrol eden bir konuma sahip. Bu hat, küresel ticaretin ve enerji taşımacılığının en kritik geçiş noktalarından biri.
Bugün ABD, Çin, Körfez ülkeleri ve Avrupa devletleri bu bölgede askerî ya da ekonomik varlık bulunduruyor. Türkiye’nin farkı ise burada klasik üs politikası yerine eğitim, kapasite inşası ve uzun vadeli ortaklık modeliyle hareket etmesi.
Türkiye–Somali İlişkisi Neden Ayrışıyor?
Türkiye’nin Somali’deki varlığı geçici kriz reflekslerine dayanmıyor. Liman işletmeciliğinden altyapıya, sağlık hizmetlerinden askerî eğitime kadar uzanan çok katmanlı bir ilişki söz konusu. Somali yönetimi açısından Türkiye, sadece destek veren bir müttefik değil; devlet mekanizmasını ayağa kaldıran bir ortak konumunda.
F-16’ların devreye girmesiyle bu ilişki artık caydırıcılık boyutuna da taşınmış durumda. Bu, hem Somali’nin iç güvenliği hem de bölgesel denge açısından önemli bir eşik.

Türkiye Kalıcı Olmayı Hedefliyor
Türkiye’nin Somali’de attığı bu adım, Afrika politikasının geldiği noktayı açık biçimde gösteriyor. Ankara, kıtada görünür olmayı değil; kalıcı olmayı hedefliyor. Somali ise bu iş birliği sayesinde yalnızca bugünün tehditlerine karşı değil, yarının devlet yapısına da hazırlanıyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde Türkiye–Somali hattının sadece insani ya da askerî başlıklarla değil, bölgesel güç dengeleri bağlamında da daha sık konuşulacağını gösteriyor.





